Yargıtay içtihatlarında, 'toplumsal ve kültürel etkinliklerde örgütle ilişkilendirilen sloganların atılması' ve 'pankart asılması' eylemleri, terör örgütü propagandası suçunu oluşturur mu? Özellikle 'Nevruz kutlamaları' bağlamında yapılan değerlendirmeyi açıklayınız.
Yargıtay içtihatları, toplumsal ve kültürel etkinliklerde atılan sloganlar ve taşınan pankartların terör örgütü propagandası suçunu oluşturup oluşturmadığını, fiilin doğrudan şiddeti övüp övmediği veya teşvik edip etmediği kriterine göre değerlendirir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1150 K. sayılı kararında, sanığın nevruz kutlamalarında 'sözde PKK bayrağı olan kürdistan ulusal kurtuluş cephesi (ERNK)’ne ait bez parçasını yüzünü siyah beyaz puşi ile kapatarak taşıyan kişilerden birini kendi yüzü de kapalı olduğu halde sırtına alarak taşınmasına yardımcı olduğu' ve 'facebook isimli paylaşım sitesinde herkese açık olan sayfasında terör örgütü propagandası niteliğindeki şarkıları paylaştığı' anlaşılmıştır. Her ne kadar Yargıtay bu kararda somut eylemlerin propagandasını kabul etmiş olsa da, genel yaklaşım (CGK 2020/411 K.) 'ifadenin gerek içeriği gerekse açıklandığı ortam ve muhatap alınan kişiler gözetildiğinde' ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesidir. Şiddet içermeyen ve açık tehlike yaratmayan eylemler, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalabilir. Ancak, PKK/KCK'nın sembollerinin taşınması veya asılması, TMK 7/2-b kapsamında 'şekli propaganda' olarak kabul edilebilir ve bu durumda ek kriterlere bakılmaksızın suç oluşabilir. (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Madde 7/2-b; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/1150 K.; Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2021/4282 E., 2022/1816 K.; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/propaganda-suçu-cezasi-nedir.html)