Türk Ceza Kanunu'nda 'taksirle öldürme' (TCK m. 85) ve 'bilinçli taksirle öldürme' (TCK m. 22/3) arasındaki temel fark nedir? Yargıtay içtihatlarında bu ayrım nasıl yapılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #287155

TCK m. 85, taksirle öldürmeyi, TCK m. 22 ise taksirin genel tanımını ve bilinçli taksiri düzenler. Temel fark, failin neticeyi 'öngörüp öngörmediği' ve 'istemeyip istemediği' noktasındadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.02.2022 T., 2018/187 E., 2022/79 K. sayılı kararına göre: **Basit Taksir:** Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, öngörülemeyen bir neticeye neden olmasıdır. Netice öngörülmemiştir. **Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Failin neticeyi öngörmesine rağmen, kendi becerisine, şansına, tecrübesine veya başka bir etkene güvenerek neticenin meydana gelmeyeceğine inanması ve neticenin meydana gelmemesi için gerekli önlemleri alarak hareketini sürdürmesidir. Yani, fail neticeyi öngörür ama gerçekleşmesini 'istemez'. Örnek olarak, düğünde havaya ateş eden kişinin merminin birine isabet edebileceğini öngörmesine rağmen, bunu engellemek için yeterli özeni göstermeyip kendi şansına güvenmesi bilinçli taksirdir (YCGK, 10/02/2022 T., 2018/187 E., 2022/79 K.). 'Olası kast'tan farkı ise, bilinçli taksirde fail neticeyi istemezken, olası kastta 'olursa olsun' diyerek neticeyi kabullenmesidir. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 22, 85; Yargıtay CGK, 10.02.2022 T., 2018/187 E., 2022/79 K.; or.av.tr/kasten-oldurme-suçu-tck-m-81-82-ve-83/)