Yargıtay içtihatlarında, 'ehliyetsiz-alkollü ve yüksek hızla araç sürerek ölüme neden olma' eylemleri genellikle 'bilinçli taksirle öldürme' suçu olarak vasıflandırılmaktadır. Bu tür olaylarda 'olası kastla öldürme' suçundan ayrımının temel gerekçesi nedir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 28/09/2022 T., 2022/2994 E., 2022/7447 K. sayılı kararı gibi içtihatlara göre, alkol ve uyarıcı madde etkisinde, ehliyetsiz ve yasal hız limitinin üzerinde araç kullanan sanığın herhangi bir kaza neticesinin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, 'şoförlük bilgi ve deneyimine, içinde bulunduğu koşullara, önceki tecrübelerinin olumsuz neticelenmemesine olan güveni sebebiyle, ölüm veya yaralanma ile neticelenebilecek herhangi bir kazanın meydana gelmeyeceğine ya da meydana gelse dahi bu türden bir kazayı önleyebileceğine güvenerek hareketine devam etmek suretiyle', öngördüğü ancak 'gerçekleşmesini istemediği' kaza neticesine sebebiyet verdiği kabul edilir. Bu durum 'bilinçli taksir' koşullarını oluşturur (TCK m. 22/3). 'Olası kastla öldürme'den (TCK m. 21/2) ayrımı, failin neticeyi öngörmesine rağmen buna kayıtsız kalıp 'olursa olsun' demesi yerine, neticeyi 'istememesi' ve kendi becerisine güvenmesi, yani neticenin meydana gelmeyeceğine inanmasıdır. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 21/2, 22/3, 85/1; Yargıtay 1. CD, 28/09/2022 T., 2022/2994 E., 2022/7447 K.; or.av.tr/kasten-oldurme-sucu-tck-m-81-82-ve-83/)