Anayasa Mahkemesi'nin, PYD-YPG'nin terör örgütü olarak kabul edilmediği bir tarihte bu oluşuma ait bayrakla çekilen fotoğrafı sosyal medyada paylaşan başvurucu hakkındaki kararında, 'suçta ve cezada kanunilik ilkesi' (Anayasa m. 38/1) ve 'öngörülebilirlik' ilkesini nasıl yorumlamıştır?
Anayasa Mahkemesi'nin 'AHMET ASLAN BAŞVURUSU' (Başvuru No: 2021/23949, 6/10/2022) kararında, PYD-YPG'nin Türk hukukunda terör örgütü olarak kabul edildiğinin yargı kararıyla bilinir hale geldiği tarihten (21/5/2015) önce yapılan bir paylaşım değerlendirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun PYD-YPG'nin bir terör örgütü olduğunu 'bildiği' ortaya konulamadığından, sosyal etkileşiminin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak 'öngöremeyeceği' sonucuna varmıştır. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasındaki 'suçta ve cezada kanunilik ilkesi' uyarınca, bir fiilin suç sayılabilmesi için suç ve ceza içeren hükümlerin belirli ve öngörülebilir olması esastır. AYM, yargı makamlarının, kesin bir yargı kararıyla ortaya konmadan önce söz konusu oluşumun terör örgütü olduğundan başvurucunun haberdar olduğunu iddia etmemesinin, kişilerin önceden suç olarak tanımlanmayan fiilleri işledikleri gerekçesiyle mahkum edilmelerine yol açabileceğini ve bunun kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, suçun unsurlarının ve niteliğinin eylem tarihinde yürürlükte olan ve öngörülebilir olan hukuk kurallarına göre belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. (Anayasa m. 38/1; AHMET ASLAN BAŞVURUSU, Başvuru No: 2021/23949, 6/10/2022; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/propaganda-sucu-cezasi-nedir.html)