Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen 'Meşru Müdafaa'nın (meşru savunma) oluşabilmesi için aranan saldırı ve savunmaya ilişkin şartlar nelerdir? 'Orantılılık' ilkesinin ihlali durumunda 'sınırın aşılması' (TCK m. 27) nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #287084

TCK m. 25'te düzenlenen meşru savunma, hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Yargıtay içtihatlarına göre, meşru savunmanın oluşabilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1) Saldırıya ilişkin şartlar: a) Bir saldırı bulunmalı, b) Bu saldırı haksız olmalı, c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka (kişinin kendisine veya başkasına ait) yönelik olmalı, d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. 2) Savunmaya ilişkin şartlar: a) Savunma zorunlu olmalı (savunmadan başka imkanın olmaması), b) Savunma saldırana karşı olmalı, c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır. Eğer savunma, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başlamış, ancak orantılılık ilkesi ihlal edilmişse 'sınırın aşılması' (TCK m. 27) söz konusu olur. TCK m. 27/2'ye göre, sınırın aşılması 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan' ileri geliyorsa faile ceza verilmez (CMK m. 223/3-c). Bu durumda, kişinin maruz kaldığı saldırı karşısında davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalktığı kabul edilir. Ancak, öfke gibi nedenlerle sınır aşılırsa bu korumadan faydalanılamaz, haksız tahrik gündeme gelebilir. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 25, 27; or.av.tr/kasten-oldurme-sucu-tck-m-81-82-ve-83/)