İfade özgürlüğü, terör örgütü propagandası suçunun değerlendirilmesinde nasıl bir rol oynar? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 'ağır eleştiri' ve 'toplumsal kültür öğesi' fiilleri bağlamında açıklayınız.
İfade özgürlüğü, demokratik toplumların temelini oluşturan ve sadece zararsız fikirleri değil, aynı zamanda saldırgan, şok edici veya rahatsız edici fikirleri de kapsayan bir haktır. Terör örgütü propagandası suçunun değerlendirilmesinde (TMK m. 7/2), Yargıtay, ifade özgürlüğünün sınırlarını dikkatle incelemektedir. Yargıtay'a göre: 1) Hükümet politikalarına, siyasetçilere veya kamu görevlilerine yönelik 'ağır eleştiri' niteliğindeki söz, yazı ve davranışlar propaganda suçu olarak değerlendirilemez. 2) Toplumsal kültür öğesi olan fiiller veya halk dilinde kalıplaşmış sözler propaganda suçu oluşturmaz. Örneğin, 'Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş' gibi sloganlar veya 'gerilla marşı' söylemek, doğrudan şiddete çağrı veya kamu düzeni için açık ve yakın tehlike oluşturmadığı sürece ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir (Yargıtay CGK, 2020/411 K.; Yargıtay 16. CD, 2015/719 K.). Önemli olan, mesajın şiddeti teşvik edici, tahrik edici veya isyana davet edici bir nitelik taşıyıp taşımadığıdır. (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Madde 7/2; Yargıtay 16. CD, 2015/2316 K., 2017/3637 K.; Yargıtay 3. CD, 2021/4225 E., 2022/1689 K.; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/propaganda-sucu-cezasi-nedir.html)