6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun bağlamında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ceza davalarına katılma hakkının hukuki dayanağı ve önemi nedir? Yargıtay'ın bu konudaki tutumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #287059

6284 sayılı Kanunun 20/2 maddesi açıkça düzenlemektedir ki, 'Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.' Bu hak, Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği'nin 46. maddesiyle de pekiştirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/91 E., 2018/249 K. ve 2016/1448 E., 2018/177 K. sayılı kararları gibi pek çok içtihat, bu hakka özel bir önem atfetmektedir. Yargıtay, Bakanlığın bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, hak arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına geldiği için bozma nedeni kabul edilmektedir. Bu durum, pozitif ayrımcılık ilkesinin tesisi ve insan haklarına saygılı devlet anlayışının bir gereği olarak görülmektedir. (6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Madde 20/2; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 233, 234; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/91 E., 2018/249 K. ve 2016/1448 E., 2018/177 K.; barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-233-sucun-magduru-ile-sikayetcinin-cagirilmasi.html)