Türk Ceza Kanunu'nda etkin pişmanlık hükümlerinin 'genel hükümlerde düzenlenmemiş olması' ve her suça özgü olarak belirtilmesi, 'kanunilik ilkesi' ile nasıl bir ilişki içindedir ve bu durumun doktrindeki eleştirileri nelerdir?
Etkin pişmanlık kurumunun TCK'nın genel hükümlerinde (m.36 gönüllü vazgeçme dışında) ayrı bir madde olarak düzenlenmeyip, yalnızca bu kurumun uygulanmasına müsait 'bazı suçlar için öngörülmesi', 'kanunilik ilkesi'nin (TCK m.2: 'Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz') bir sonucudur. Yasa koyucu, hangi suçlar için etkin pişmanlığın uygulanacağını ve koşullarını kendi takdirine bırakmıştır (AYM, E: 2006/123, K: 2009/43, T: 5.3.2009 - atıf yapılan makalede). Doktrinde bu durum, gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık kavramlarının karıştırılmasına yol açtığı ve yeknesak bir uygulama sağlamadığı gerekçesiyle eleştirilmektedir. Kanunilik ilkesi gereği, etkin pişmanlık ancak kanunda açıkça öngörüldüğü suçlar için uygulanabilir (Artuk, Çınar, Demirbaş - atıf yapılan makalede).