Zimmet suçunda (TCK m.248) etkin pişmanlık hükmünün, 'iddianamenin kabulü' ile başlayan kovuşturma evresindeki indirim oranları arasındaki farklılığı açıklayınız. Zararın giderilmesi için banka havalesinin yapıldığı gün ile iddianamenin kabul edildiği günün aynı olduğu ancak havale saatinin belli olmadığı durumlarda Yargıtay'ın yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #285870

Zimmet suçunda TCK m.248/2, iki farklı indirim oranı öngörür: 1. **Kovuşturma başlamadan önce (yarısı indirim):** Bu aşama (iddianamenin kabulünden önce), failin henüz somut bir mahkeme yargılaması ve ceza riskiyle doğrudan yüzleşmediği bir zamandır. Bu nedenle, pişmanlığın 'iradilik' derecesi daha yüksek kabul edilir ve daha yüksek bir indirim (yarısı) uygulanır. 2. **Hükümden önce (ancak kovuşturma başladıktan sonra):** Bu aşama, kovuşturma başladıktan ve mahkemenin delil toplama, sorgulama gibi işlemleri tamamladıktan sonraki bir zamandır. Fail, yargılamanın sonucunun (muhtemel mahkumiyet) ne olacağını daha net öngörebilir hale gelmiştir. Bu durum, failin pişmanlığı üzerinde 'ceza tehdidinin' daha somut bir baskı oluşturduğunu gösterir. Dolayısıyla, pişmanlığın iradiliği azalmış kabul edilir ve daha düşük bir indirim (üçte biri) uygulanır. Bu farklılaşma, ceza tehdidinin irade üzerindeki etkisini göz önünde bulunduran suç politikasının bir yansımasıdır. 3. **Saatin belli olmadığı durumlar:** Yargıtay, zararın giderilmesi için banka havalesinin yapıldığı gün ile iddianamenin kabul edildiği günün aynı olduğu ancak havale saatinin belli olmadığı durumlarda, 'sanık lehine yorum yaparak' kovuşturma başlamadan önceki (yarısı indirim) oranının uygulanması gerektiği yönünde karar vermektedir (Yargıtay 5. CD., 15.05.2014 T., 2014/2898 E., 2014/5492 K. - atıf yapılan makalede). Bu, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' prensibinin bir uygulamasıdır.