Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu (TCK m.268) ile 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçu (TCK m.206) ve 'kimliği bildirmeme' kabahati (KK m.40) arasındaki temel farkları ve uygulama alanlarını karşılaştırmalı olarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #285626

Bu üç düzenleme benzer görünse de farklı hukuki sonuçlar doğurur: 1. **TCK m.268 (Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması):** Failin 'işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla' başkasına ait gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmasıdır. Bu suç iftira suçunun özel bir şeklidir ve kimlik bilgileri kullanılan gerçek kişi hakkında soruşturma/kovuşturma başlatılmasına neden olur. Mağduru, kimlik bilgileri kullanılan gerçek kişidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/285 K.; Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/6641 E., 2018/270 K.). 2. **TCK m.206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan):** Failin 'bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunması'dır. Bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması ve yalan beyan üzerine resmi belgenin düzenlenmesi gerekir. Burada bir başkası hakkında soruşturma/kovuşturma başlatılması amacı yoktur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/285 K.). 3. **Kabahatler Kanunu m.40 (Kimliği bildirmeme kabahati):** 'Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınma veya gerçeğe aykırı beyanda bulunma'dır. Burada bir suçtan kurtulma veya başkası hakkında işlem başlatma amacı aranmaz, sadece gerçeğe aykırı beyan yeterlidir. Resmi bir belge düzenlenmesi şart değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/285 K.; Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2017/4478 E., 2018/149 K.). Önemli olan, fiilin hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise KK m.15/3 uyarınca sadece suçtan yaptırım uygulanmasıdır.