Uyuşturucu imal ve ticareti suçunda etkin pişmanlığın uygulanma zamanına ilişkin 'hüküm' kavramı doktrin ve Yargıtay içtihatlarında nasıl yorumlanmaktadır? İlk derece mahkemesi hükmü mü, yoksa kesinleşmiş hüküm mü esas alınmalıdır?
Doktrinde ve Yargıtay kararlarında 'hüküm' ibaresinden ne anlaşılması gerektiği tartışmalıdır. Hakim görüş; failin hizmet ve yardımlarının en geç ilk derece mahkemesinin hüküm kurduğu ana kadar gerçekleşmesi gerektiği, kanun yolu aşamasında yapılan hizmet ve yardımların TCK m.192/3’ün kapsamına girmediği yönündedir. Bu görüşün dayandığı mantık şudur: Fail ceza alıp almayacağını bilmediği bir durumda başkalarının suçunu ortaya çıkarmak istemeyebilir, hakkında beraat hükmü verilecekse 'boşuna' yardımda bulunmuş olacağını düşünebilir, hakkında ceza verilmişse bunun etkisi ile hizmet ve yardımda bulunabilir. Başka bir ihtimalle fail; sırf kararın bozulması amacıyla hükmü bekleyip, hakkında mahkumiyet hükmü verildikten sonra hizmet ve yardımda bulunabilir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin hükmünden sonra hizmet ve yardımda bulunan failler bakımından m.192/3 uygulanmamalıdır. Ancak Tezcan/Erdem/Önok gibi bazı yazarlar, karar kesinleşene kadar yargı makamlarına hizmet ve yardımda bulunmasının m.192/3 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir. (Aksüt, a.g.e, s.124-125).