TCK m.32'nin uygulanmasında, sanığın müdafii bulunma zorunluluğu hangi aşamada ortaya çıkar ve müdafiin yokluğunda yargılama yapılması durumunda bu durum savunma hakkının kısıtlanması olarak nasıl yorumlanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #285595

TCK m.32 kapsamında sanığın kusur yeteneğinin tespiti, teknik ve hukuki açıdan karmaşık bir süreçtir. CMK m.150/3 uyarınca, üst sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafii atanması zorunludur. Akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbiri uygulanması kararı verilebilmesi için de yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Yargıtay kararları, zorunlu müdafiin hazır bulunmadığı oturumda hükmün açıklanmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu kabul eder (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/409 E., 2021/64 K.). Bu durum, CMK m.289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olduğu için hükmün bozulmasını gerektirir. Müdafiin, sanığın haklarını etkin bir şekilde koruması, özellikle cezai ehliyet gibi kritik konularda sağlıklı bir yargılamanın temelidir.