CMK m.289'daki 'savunma hakkının hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile sınırlandırılmış olması' mutlak bozma nedeni olarak hangi somut durumlarda tezahür edebilir? Özellikle adli yardım veya müdafi görevlendirmeyle ilişkisi nedir?
CMK m.289/1-h bendindeki bu mutlak bozma nedeni, savunma hakkının (Anayasa m.36, AİHS m.6) temelden ihlal edildiği durumlarda ortaya çıkar. Somut tezahürleri şunlar olabilir: 1. **Zorunlu müdafiin atanmaması/yokluğu:** CMK m.150/3 uyarınca müdafi atanması zorunlu olan hallerde (örn. üst sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlar) müdafi atanmaması veya atanmış müdafiin mazeretsiz yokluğunda duruşma yapılması (CMK m.188/1), savunma hakkının kısıtlanmasıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/409 E., 2021/64 K.). 2. **Son söz hakkının verilmemesi:** CMK m.216/3 uyarınca hazır bulunan sanığa hükümden önce son söz hakkı verilmemesi. 3. **Ek savunma hakkının tanınmaması:** CMK m.226 uyarınca suç vasfının değişmesi veya cezanın artması gibi durumlarda ek savunma hakkı verilmemesi. 4. **Delillere erişimin engellenmesi:** Sanığın aleyhindeki delilleri inceleme ve bunlara karşı beyanda bulunma imkanının tanınmaması. Bu durumlar, adil yargılanma ilkesinin temelini oluşturan 'silahların eşitliği' ilkesini bozar ve hükmün hukuka aykırı olduğunu gösterir.