Tefecilik suçunda ele geçirilen 'senet, protokol ve kişisel ajanda' gibi belgelerin, sanığın savunmasının aksine tefecilik eyleminin kanıtı olarak kabul edilmesinde Yargıtay'ın yaklaşımı nedir? 'Hayatın olağan akışına aykırılık' prensibi nasıl kullanılır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/31 E., 2020/477 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığın savunmasının (örneğin faiz almadığı iddiasının) 'hayatın olağan akışına ve günün ekonomik koşullarına aykırı' olması durumunda, ele geçirilen 'senet, protokol ve kişisel ajandaya kaydedilen notlar' gibi belgeler, tefecilik eyleminin somut delili olarak kabul edilebilir. Bu belgeler, sanığın mali durum araştırmalarıyla (geliriyle açıklanamayan taşınmaz alımları, borç verme işlemleri) ve mağdurların tutarlı anlatımlarıyla birleştiğinde, sanığın kazanç elde etme amacıyla ödünç para verdiği sonucuna ulaşılmasında önemli rol oynar. 'Hayatın olağan akışına aykırılık' prensibi, delillerin değerlendirilmesinde mantıksal çıkarımlar yapılmasına olanak tanıyan bir yaşam deneyimi kuralıdır ve bu tür suçlarda dolaylı delillerin yorumlanmasında sıklıkla kullanılır.