CMK m.289/1-i bendinde düzenlenen 'hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanma' ile ilgili Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/5127 E., 2013/17549 K. sayılı kararındaki 'oranlılık/ölçülülük ilkesi' tartışması ve karşı oylardaki eleştirileri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #285514

Bu kararda, arama kararı olmadan sanığın bagajında kaçak parfümlerin ele geçirilmesi ve bu delilin hukuka aykırı olup olmadığı tartışılmıştır. Çoğunluk görüşü, aramanın rızayla yapıldığını ve rıza olmasa dahi 'oranlılık/ölçülülük ilkesi' gereğince (suçun topluma verdiği zarar ile hak ihlalinden doğan zarar karşılaştırılarak, örneğin insan sağlığına zararlı sahte parfümlerin yaşam hakkını ihlali) hukuka aykırı elde edilen delilin kullanılabileceğini savunmuştur. Karşı oylar ise bu görüşe şiddetle karşı çıkmıştır. Karşı oylara göre: 1. Arama rızaya dayalı değildir ve her halükarda Anayasa m.20 ve CMK m.119/1'e aykırıdır. 2. Türk hukuk sistemi, Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a, 217/2 ile 'mutlak delil yasakları'nı benimsemiştir; nispi-mutlak, önemli-önemsiz veya oranlılık ayrımı yapılamaz. 3. AİHM kararları dahi bu konuda ulusal mahkemelere yetki tanır ve AİHS m.53, Sözleşmeci Devletlerin asgari sınırın üstünde hak tanımasını engellemez. 4. Kaçakçılık suçunun doğrudan yaşam hakkıyla ilişkilendirilmesi hatalıdır ve ölçülülük ilkesinin uygulanması hukuka aykırı delillerin kullanımının önünü açacaktır. Bu tartışma, Türk ceza muhakemesinde delil yasaklarının katı mı yoksa esnek mi yorumlanması gerektiği konusundaki temel ayrımı göstermektedir.