TCK m.32 bağlamında 'uyum bozukluğu' tanısının cezai ehliyete etkisi nasıl değerlendirilir? Bu tanının tek başına ceza ehliyetini ortadan kaldırmadığı, ancak detaylı bir inceleme gerektirdiği hangi gerekçelerle savunulur?
'Uyum bozukluğu' tanısı, TCK m.32 kapsamında cezai ehliyetin tespiti için sanığın algılama ve irade yeteneği üzerindeki somut etkisinin belirlenmesini gerektirir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/15326 E., 2016/1405 K. sayılı kararında, sanık hakkındaki 'uyum bozukluğu' tanısı ile psikiyatri tedavisi görmesi karşısında, 'ceza sorumluluğunu kısmen veya tamamen kaldıracak bir akıl hastalığının olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılması' zorunluluğu belirtilmiştir. Bu durum, tanının tek başına ceza ehliyetini otomatik olarak ortadan kaldırmadığı, ancak kişinin fiil anındaki durumunun, bu rahatsızlığın etkileri altında hukuki anlam ve sonuçları algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ne derecede azaldığını veya kalktığını belirlemek için detaylı bir uzman incelemesi ve hakimin normatif değerlendirmesini gerektirdiğini gösterir.