CMK m.289'daki 'gerekçeden yoksun hüküm' (CMK m.289/1-g) mutlak bozma nedeni iken, 'hükmün karıştırılması' (örneğin TCK m.52 uygulamasında çelişki) hukuka aykırılık olarak nasıl değerlendirilir ve farkı nedir?
'Gerekçeden yoksun hüküm', mahkeme kararının Anayasa m.141 ve CMK m.230'daki gerekçelilik zorunluluğuna tamamen aykırı olması, yani kararın dayanaklarının ve hukuki değerlendirmelerinin hiç veya yetersiz bir şekilde açıklanmamasıdır. Bu, hükmün denetlenebilirliğini ortadan kaldırdığı için mutlak bozma nedenidir (Yargıtay 2. CD, 2016/6037 E., 2018/5528 K.). 'Hükmün karıştırılması' ise genellikle gerekçenin yeterli olduğu ancak hüküm fıkrası içinde maddelerin yanlış uygulanması, çelişkili ifadeler veya hesap hataları gibi durumları ifade eder. Örneğin, TCK m.52'nin uygulanmasına yer olmadığı denildikten sonra başka bir fıkrada aynı maddenin uygulanmasına dair hüküm kurulması gibi (Yargıtay 21. CD, 2015/8294 E., 2016/5319 K.). Bu durumlar, eğer CMK m.289'daki mutlak aykırılık hallerinden birine girmiyorsa (örneğin gerekçenin tamamen yokluğu), genellikle nispi hukuka aykırılık olarak kabul edilir. Ancak Yargıtay, bu tür hataları 'düzeltilerek onama' veya 'bozma' kararı vererek giderebilir. Hükmün karıştırılması, gerekçenin zayıflığı veya yetersizliğiyle de ilişkilendirilebilir ve bazı durumlarda mutlak bozma nedeni olan 'gerekçeden yoksun hüküm' kategorisine girebilir.