Zimmet suçunda (TCK m.248/2) 'etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi' ifadesinin, Yargıtay'ın uyarlama yargılamalarında ve kanun yolu aşamalarındaki yorumu, adalet duygusu ve eşitsizlik iddiaları bağlamında nasıl bir tartışma yaratmaktadır?
TCK m.248/2'nin ikinci cümlesi 'etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir' der. Meran'a göre buradaki hüküm ilk derece mahkemesinin hükmüdür. Doktrinde Artuk/Gökçen/Yenidünya ise, hükmün verilmesinden sonra fakat kesinleşmesinden önce yapılan ödemelerin ancak 'takdiri hafifletici sebep' olabileceğini, Yargıtay'ın bozma kararını takiben yapılan ilk derece yargılamasında hükmün verilmesinden önce ödeme yapılması halinde etkin pişmanlık uygulanmamasını savunur. Bu durum, hakkında verilen karar bozulan ve bozulmayan sanıklar arasında eşitsizlik yaratacağı, çünkü failin pişmanlığının istinaf/temyiz makamlarının zorlayıcı etkisiyle oluşabileceği ve gönüllülüğün tartışmalı hale geldiği ileri sürülür. Ancak Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin bazı kararları (örn. 2008/3592 E., 2008/3851 K.) 'kesinleşen ilk hüküm öncesinde yapılan iadeyi' kapsadığını belirterek, kanun yolu aşamasında dahi indirimden yararlanma imkanını destekler. Bu, adalet duygusu ile kanunun lafzı ve yorumu arasındaki gerilimi gösterir.