Yargıtay'ın bazı kararlarında, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddedilmesine rağmen, hükmün CMK m.53'ün iptal edilen bölümleri nedeniyle bozulmasında zorunluluk görülmesi, yasal düzenlemelerdeki değişikliklerin yargılama sürecine etkisini nasıl gösterir?
Bu durum, usul hukukunda 'derhal uygulama' ilkesinin ve lehe kanunun geçmişe yürümesi prensibinin bir yansımasıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2018/2690 E., 2018/4357 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi'nin TCK m.53'ün bazı bölümlerini iptal eden kararı (24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Karar), sanığın hukuki durumunu yeniden değerlendirme zorunluluğu doğurur. Bu iptal kararı, ceza hükmünün infazına ilişkin hak yoksunluklarını doğrudan etkilediği için, sanık aleyhine temyiz bulunmasa dahi Yargıtay tarafından resen dikkate alınarak hükmün bozulmasını gerektirebilir. Bu, kanunilik ilkesinin ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasının yargılama sürecindeki mutlak önemini gösterir.