TCK m.32/1'deki 'algılayamayan' ile 'davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan' ifadeleri arasındaki hukuki fark nedir ve bu farkın ceza verilmeyecek olması sonucuna etkisi nasıldır?
TCK m.32/1'deki bu iki ifade, akıl hastalığının kusur yeteneği üzerindeki iki farklı etkisini tanımlar: 1. **Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan:** Bu, bilişsel yeteneklerdeki tam bir eksikliği ifade eder. Kişi, işlediği eylemin ne anlama geldiğini, hukuken ne gibi sonuçlar doğuracağını idrak edemez. Örneğin, bir cinayet işlediğini fark edememek gibi. 2. **Davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan:** Bu, kişinin fiilin hukuki anlamını algılayabilmesine rağmen, bu algıya uygun olarak davranışlarını kontrol etme veya yönlendirme iradesinde ciddi bir yetersizlik olmasını ifade eder. Kişi neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilebilir, ancak hastalığı nedeniyle kendini durduramaz. Örneğin, kleptomani hastasının çalma dürtüsüne karşı koyamaması. Her iki durumda da, yasa koyucu failin kusurlu olmadığını kabul ederek 'ceza verilmez' sonucuna ulaşır. Fark, kusur yeteneğinin hangi aşamasında (bilişsel veya iradi) eksiklik olduğunu gösterir. Ancak hukuki sonuç (ceza verilmemesi ve güvenlik tedbiri) aynıdır (TCK m.32/1).