Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen akıl hastalığı kavramının, ceza sorumluluğu bağlamında 'algılama' ve 'irade yeteneği' üzerindeki etkisi nasıl değerlendirilmelidir? Bu iki unsurun bir arada bulunmamasının veya azalmasının hukuki sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #285418

TCK m.32'ye göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez (TCK m.32/1). Burada 'algılama yeteneği', kişinin fiilinin hukuki anlamını ve sonuçlarını idrak edebilme kapasitesini; 'irade yeteneği' ise algıladığı doğrultuda davranışlarını hukukun gereklerine uygun olarak yönlendirebilme kapasitesini ifade eder. Bu iki unsur, 'kusur yeteneği'nin temelini oluşturur. Eğer bu yetenekler tamamen ortadan kalkmışsa, kişi kusurlu sayılamayacağından ceza verilmez, ancak hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur (TCK m.32/1). Yetenekler önemli derecede azalmış ancak tamamen ortadan kalkmamışsa, indirimli ceza uygulanır ve mahkûm olunan ceza kısmen veya tamamen güvenlik tedbiri olarak uygulanabilir (TCK m.32/2). Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, 'algılama' ve 'irade yeteneği' denilen bu iki öğenin kişide bir arada bulunmaması veya bu yeteneklerinde azalma meydana gelmesi halinde kusur yeteneğinin tam olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Karar: 2018/576).