Yağma suçundan açılan bir davada, yargılama sonucunda fiilin hem nitelikli yağma (TCK m. 149) hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir. TCK m. 149 için zorunlu müdafilik gerekirken, TCK m. 109 için gerekmemektedir. Hükmün tefhim edildiği son celsede sanık müdafii hazır değilse, bu durum her iki suçtan kurulan hüküm açısından da bozma nedeni midir?
Evet, her iki suç açısından da bozma nedenidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1027 E., 2018/183 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, dava zorunlu müdafilik gerektiren yağma suçundan açılmıştır ve lehe kanun değerlendirmesi sonucu iki ayrı suça hükmedilmiştir. Bu durumda, yargılamanın başından sonuna kadar zorunlu müdafiin varlığı esastır. Maddi hukukta lehe uygulama yapılırken, usul hukukunda sanığın savunma hakkının kısıtlanması kabul edilemez. Bu nedenle, hükmün tefhim edildiği oturumda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından da zorunlu müdafiinin hazır bulunması gereklidir ve yokluğu CMK m. 289/1-e uyarınca kesin hukuka aykırılıktır.