Boşanma sonrası mal paylaşımı davalarında 'katılma alacağı' ve 'değer artış payı alacağı'nın tasfiye süreci ve faiz başlangıcı açısından farklılıklarını açıklayınız. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/4507 Karar sayılı kararı, dava dilekçesinde faiz kalemlerinin açıkça belirtilmemesi durumunda nasıl bir çözüm önermiştir?
Boşanma sonrası mal paylaşımı davalarında 'katılma alacağı' (MK m. 236/1) ve 'değer artış payı alacağı' (MK m. 227), farklı kanun hükümlerine göre faiz başlangıcı açısından ayrılır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/4507 Karar sayılı kararı bu farklılıkları ve uygulama hatalarını ele almıştır. **Katılma alacağı için:** Medeni Kanun'un 239/3. maddesi uyarınca, aksine anlaşma yoksa, faiz tasfiyenin sona ermesinden, yani mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren yasal faiz olarak yürütülür. **Değer artış payı alacağı için:** Bu alacak da yeni Medeni Kanun dönemine (01.01.2002 sonrası) ait olup, faiz yine mahkeme karar tarihinden itibaren yasal faiz olarak yürütülmelidir. Kararda, mahkemenin hem katılma alacağı hem de katkı payı alacağının toplamına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz hükmetmesinin yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, dava dilekçesinde talep edilen (örneğin 10.000 TL) miktarın hangi alacak kalemi için ne kadar olduğunun açıklanmaması ve mahkemece de açıklattırma yapılmaması durumunda, Yargıtay, 'her bir kalem için eşit alacak talebinde bulunulduğunun kabulü' gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda, her bir kalem için ayrı ayrı faiz başlangıcı kuralları uygulanmalıdır. Bu karar, hâkimin taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) gereği, faiz başlangıcı gibi hususları doğru kanun maddelerine göre ve talep edilen kalemler ayrımında uygulaması gerektiğini vurgular.