Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesindeki 'delil ikamesi için avans' yükümlülüğü, menfi tespit davalarında bilirkişi ücreti yatırılmaması durumunda nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Davacının hakkında açılan ceza davası ve buradaki bilirkişi raporunun değerlendirilmesindeki hatalar nelerdir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/18099 Karar sayılı kararı bu konuyu nasıl ele almıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282325

HMK'nın 324. maddesi uyarınca, taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Bu durum, menfi tespit davalarında da geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/7074 Esas, 2017/18099 Karar sayılı kararı, bu konudaki önemli bir hukuki hatayı somutlaştırmıştır. Davacının kaçak elektrik borcundan sorumlu olmadığını iddia ettiği menfi tespit davasında, mahkeme davacıya bilirkişi ücreti için kesin süre vermiş, ancak davacı bu bedeli yatırmamıştır. Mahkeme, davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar vererek, mevcut delil durumuna göre (davacı hakkında açılan ceza davasındaki bilirkişi raporu ve ceza davasının sonucu) davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde, ceza dosyası içindeki bilirkişi raporunda davacının kaçak elektrik kullandığının belirtildiği ve ceza mahkemesince de karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği (HAGB) anlaşıldığından, davacının kaçak elektrik kullanmadığı ve borcundan sorumlu olmadığı iddiasını ispat edemediği göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, delil avansı yatırılmasa bile, mevcut delillerin (özellikle ceza dosyasındaki delillerin) doğru ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesinin hâkimin görevi olduğunu gösterir; aksi takdirde maddi gerçeğe aykırı hüküm kurulmuş olur.