Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesindeki 'Taleple Bağlılık İlkesi'nin' genel çerçevesi içinde, hâkimin 'talep sonucundan daha azına karar verebileceği' durumu nasıl yorumlanmalıdır? Bu durum, hâkimin takdir yetkisi ve yargılama ekonomisi açısından ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282322

HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen 'Taleple Bağlılık İlkesi', hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini belirtirken, aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde 'Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir' hükmünü de içerir. Bu hüküm, hâkimin, talep edilen miktarın tamamını veya talep edilenin tümünü karşılamak zorunda olmadığını, yargılama sonucunda toplanan delillere ve maddi gerçeğe göre talep edilen miktardan daha düşük bir miktara veya talep edilenin bir kısmına karar verebileceği anlamına gelir. Bu durum, hâkimin takdir yetkisinin bir parçasıdır ve yargılama ekonomisi açısından da önemlidir, zira hâkimin tarafların hak ettiğinden fazlasını vermemesini sağlar. Örneğin, 100.000 TL alacak talep edilen bir davada, mahkeme delillerle 70.000 TL alacak olduğunu tespit ederse, bu 70.000 TL'ye hükmedebilir. Bu, hâkimin keyfi karar vermesi anlamına gelmez; aksine, toplanan delillerle ispat edilen ve hakkaniyetli bulunan sonuca göre karar vermesini sağlar. Taleple bağlılık ilkesinin bu yönü, adaletin tam olarak tecellisini ve ispat edilenle sınırlı kalmayı amaçlar.