Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesi, 'delil ikamesi için avans' yatırılmaması halinde ilgili delilden vazgeçilmiş sayılacağını öngörür. Ancak bu kuralın uygulanışında, davanın açıldığı tarihteki kanun hükümlerinin (HUMK vs HMK) dikkate alınmasının önemi nedir? Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2016/6235 Karar sayılı kararı bu konuda nasıl bir prensip belirlemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282316

HMK'nın 324. maddesi, 'delil ikamesi için avans'ın yatırılmaması halinde ilgili delilden vazgeçilmiş sayılacağını belirtir. Ancak, bu kuralın uygulanışında, davanın hangi tarihte açıldığı ve o tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin (1086 sayılı HUMK veya 6100 sayılı HMK) dikkate alınması büyük önem taşır. HMK'nın 448. maddesi, Kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağını belirtir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2015/3862 Esas, 2016/6235 Karar sayılı kararı bu prensibi netleştirmiştir. Kararda, davanın 1086 sayılı HUMK döneminde (07.09.1989) açıldığı ve HMK'nın yürürlüğe girdiği tarihe (01.10.2011) kadar HUMK hükümlerine göre yürütüldüğü belirtilmiştir. Bu durumda, davanın açılması ile ilgili tüm işlemlerin HUMK döneminde tamamlandığı kabul edilmiştir. Yargıtay, HMK'nın 120. maddesinde düzenlenen 'gider avansı'nın (dava şartı niteliğinde olan) bu davada uygulanma yerinin bulunmadığını, zira bu hükmün 'davanın açılması sırasında mahkeme veznesine yatırılması gereken' bir gider olduğunu vurgulamıştır. Bunun yerine, bu tür davalarda yapılacak masrafların 'delil avansı' olarak kabul edilmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi (özel hüküm) ile HMK'nın 324. maddesi (HUMK'nın 414. maddesine karşılık gelen) uygulanarak sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yani, delil avansı yatırılmaması halinde dava usulden reddedilmez, ilgili delilden vazgeçilmiş sayılır ve davanın esasına girilerek karar verilir. Bu karar, kanunların zaman bakımından uygulanması ilkesinin önemini ve hukuki güvenlik ilkesinin korunmasını amaçlar.