HMK'nın 26. maddesindeki 'Taleple Bağlılık İlkesi', işçilik alacakları davalarında 'faiz türü' ve 'faiz başlangıcı' açısından nasıl bir uygulama alanı bulur? Davacının 'yasal faiz' talep etmesine rağmen 'en yüksek banka mevduat faizi'ne hükmedilmesi neden bu ilkeye aykırıdır? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2016/5198 Karar sayılı kararı bu konuyu nasıl ele almıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282314

HMK'nın 26. maddesindeki 'Taleple Bağlılık İlkesi', hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini öngörür. Bu ilke, işçilik alacakları davalarında talep edilen faiz türü ve faiz başlangıcı için de geçerlidir. Davacının açıkça belirttiği faiz türü ve başlangıç tarihi, hâkim için bağlayıcıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2016/6600 Esas, 2016/5198 Karar sayılı kararı bu prensibi net bir şekilde ortaya koymuştur. Kararda, davacı vekilinin dava dilekçesi ile '4.900 TL asıl alacak üzerinden 25.05.2012 tarihinden itibaren avans faizi' ile tahsilini istemesine rağmen, mahkemenin 'avans faizinin %100 fazlasına' şeklinde hüküm kurması hatalı bulunmuştur. Yargıtay, HMK 26. maddesindeki 'taleple bağlılık ilkesi'ne aykırı olarak talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar verilemeyeceğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, davacının talep ettiği faiz türü (avans faizi) ve başlangıç tarihinden (25.05.2012) farklı bir faiz türüne veya farklı bir oranla faize hükmedilmesi taleple bağlılık ilkesini ihlal eder. Bu durum, hâkimin yargılamada tarafların iradelerine tam olarak riayet etmesi gerektiğini gösterir.