Medeni Kanun'da 'edinilmiş mallara katılma rejimi'nin (MK m. 218-241) sona ermesiyle birlikte 'katılma alacağı'nın tasfiyesi süreci nasıl işler? Bu alacak hakkı, eşlerden birinin geliri veya malvarlığının edinilmesine katkısı olmadan da doğar mı? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/605 Karar sayılı kararı bu konudaki yerleşik içtihadı nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282313

Medeni Kanun'da 'edinilmiş mallara katılma rejimi', eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri mallar üzerinde diğer eşin sahip olduğu artık değerin yarısı oranındaki alacak hakkını (katılma alacağı) düzenler. Bu rejim, boşanma davasının açıldığı tarih (MK m. 225/son) veya eşlerden birinin ölümü gibi nedenlerle sona erer. Tasfiye süreci, artık değerin hesaplanması ve bunun yarı yarıya paylaşılması esasına dayanır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/605 Esas, 2016/605 Karar sayılı kararı, katılma alacağının hukuki niteliği ve doğuşu hakkında önemli bir ilkeyi vurgulamıştır. Karara göre, 'Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.' Bu, katılma alacağının bir 'edinilmiş mallara katılma' rejiminin doğal bir sonucu olduğunu ve eşlerin ortak yaşam süresince elde edilen malların, katkıya bakılmaksızın eşit paylaşım ilkesine tabi olduğunu gösterir. Yani, bir eşin ev hanımı olması veya ekonomik olarak aktif olmaması, onun edinilmiş mallardaki artık değere katılma alacağı hakkını engellemez. Bu durum, aile birliğinin ekonomik yükünün eşit paylaşımı ve evlilik içinde edinilen refahın her iki eşe de ait olduğu düşüncesine dayanır.