Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesi arasında 'gider avansı' ve 'delil avansı' kavramları açısından ortaya çıkan uyumsuzluk nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/641 Karar sayılı kararı bu uyumsuzluğu nasıl gidermiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282311

HMK'nın 324. maddesi 'delil ikamesi için avans'ı düzenlerken, bunun yatırılmaması halinde delilden vazgeçilmiş sayılacağını belirtir. HMK'nın 120. maddesi ise 'gider avansı'nı dava şartı olarak tanımlar ve yatırılmaması halinde davanın usulden reddini öngörür. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesi, gider avansının kapsamına 'keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler'i de dahil ederek (m. 45/1) ve aynı zamanda 'delil avansı'nı ayrı tanımlayarak bir uyumsuzluk yaratmıştır. Bu durum, uygulamada keşif ve bilirkişi ücretlerinin hangi avans türüne girdiği konusunda karışıklığa yol açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/12-1141 Esas, 2017/641 Karar sayılı kararı bu uyumsuzluğu gidermiştir. Karar, HMK m. 324'te düzenlenen delil ikamesi avansının, HMK m. 114/g'deki gider avansından hüküm ve sonuçları itibarıyla farklı olup, dava şartı niteliğinde olmadığını açıkça belirtmiştir. HGK, Yönetmelik hükümlerinin, Kanun'un ruhuna uygun olarak, 'gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin ise delil avansı içinde değerlendirilmemesi' gerektiğini ilke edinmiştir. Dolayısıyla, bu tür giderler için yatırılması gereken avansın 'delil avansı' olduğu ve yatırılmaması halinde davanın usulden reddi yerine ilgili delilden vazgeçilmiş sayılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu yorum, yargılamaların gereksiz yere usulden reddini engellemeyi amaçlar.