HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen 'Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi', alacak davalarında tarafların iddia ve savunmalarındaki 'belirsizlikler' veya 'çelişkiler' durumunda nasıl bir uygulama alanı bulur? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17695 Karar sayılı kararı, bu ödevin yerine getirilmemesi halinde karşılaşılan hataları nasıl örneklendirmiştir?
HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen 'Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi', hâkimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilmesi, soru sorabilmesi ve delil göstermesini isteyebilmesidir. Alacak davalarında tarafların iddia ve savunmalarındaki belirsizlikler veya çelişkiler, maddi gerçeğe ulaşmayı engeller. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/15167 Esas, 2014/17695 Karar sayılı kararı, bu ödevin önemini somutlaştırmıştır. Kararda, davacının şirkete verdiği borca yönelik banka dekontunda ismi geçen üçüncü bir kişinin (U.B.) parayı kendisi adına yatırdığını iddia etmesine rağmen, davalının bu kişinin şirket çalışanı olmadığına açıkça karşı çıkmaması üzerine mahkemenin bu durumu davacı lehine yorumlaması hatalı bulunmuştur. Yargıtay, ispat yükü kendisine düşmeyen davalının bir hususa karşı çıkmamasının aleyhine değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkemece, HMK'nın 27 (hukuki dinlenilme hakkı), 29 (dürüstlük kuralı) ve 31. maddeleri uyarınca taraflar dağılıp dinlenerek, dosyaya usulüne uygun olarak ibraz edilmiş belgelerde adı geçen kişilerin (örn. U.B.) tanık sıfatıyla beyanı alınarak tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, hâkimin tarafların beyanlarındaki boşlukları veya belirsizlikleri tespit ettiğinde pasif kalmaması, aktif bir şekilde açıklama talep ederek veya delil isteyerek maddi gerçeğe ulaşma ödevini yerine getirmesi gerektiğini gösterir.