Mal paylaşımı davalarında 'eşin ölümü' halinde, sağ kalan eşin katılma alacağı ve miras payı arasındaki denge nasıl kurulur? Yargıtay'ın bu konuda 'terekenin öncelikli borcu' kavramını nasıl yorumladığını ve mirasçıların müteselsil sorumluluğunu Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/9582 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282309

Eşin ölümü halinde mal rejiminin tasfiyesi, sağ kalan eşin 'katılma alacağı' veya 'katkı payı alacağı' ile miras hukukundan kaynaklanan 'miras payı' haklarının dengelenmesini gerektirir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/9582 Karar sayılı kararı bu dengeyi detaylandırmıştır. Katılma alacağı, ölen eşin terekesinin 'öncelikli borcudur'. Bu borç, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gereken bir alacaktır. Mirasçılar, tereke borçlarından kişisel ve müteselsilen sorumludur (MK m. 641). Sağ kalan eş, hem katılma alacağı nedeniyle tereke alacaklısı hem de mirasçı sıfatıyla (örn. 1/2 pay oranında) tereke borçlusu durumundadır. Yani, alacaklı ve borçlu sıfatı sağ eşte birleşir. Yargıtay'a göre, hesaplanan katılma alacağının tamamına hükmedilmesi doğru değildir. Katkı payı alacağı davalarında edinilen malvarlığının edinme tarihindeki katkı oranının malvarlığı unsurunun dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeriyle çarpımı sonucu katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken, bu kararda ölüm tarihindeki rayiç değerlerin uygulanması hatalı bulunmuştur. Ayrıca, davacı tarafın katılma alacağı oranı için talebini yarı yarıya (%50) sınırlandırmasına rağmen, mahkemenin HMK m. 26'ya aykırı olarak %50'den fazla bir oran kabul ederek hesaplama yapması da hatalı bulunmuştur. Bu karar, terekenin borçları ile miras paylarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve alacaklı-borçlu sıfatının birleştiği durumlarda adil bir hesaplama yapılması gerektiğini vurgular.