Mal rejiminin tasfiyesi davalarında, eşler arasında evlilik birliği içinde yapılan 'yakın akrabaya taşınmaz devri' işlemlerinin hukuki niteliği nasıl değerlendirilir? Bu tür devirlerin 'diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla' yapıldığı ne zaman kabul edilir ve bunun hukuki sonuçları nelerdir? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/6145 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında, evlilik birliği içinde eşlerden birinin yakın akrabasına (teyze gibi) yaptığı taşınmaz devirleri, diğer eşin katılma alacağını etkileyebilecek potansiyel 'eklenecek değer' (MK m. 229) niteliği taşıyabilir. Bu tür devirlerin hukuki niteliği ve 'diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla' yapılıp yapılmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/6145 Karar sayılı kararı bu durumu netleştirmiştir. Kararda, davalı eşin evlilik birliği içinde edindiği bir meskeni, taraflar arasındaki ilk boşanma davasından kısa süre önce teyzesine satarak elden çıkarması ve bu davadan sonra bir daha bir araya gelmemeleri dikkate alınarak, 'hayatın olağan akışına göre; bu devrin MK 229/2. maddesi uyarınca diğer eşin katılma alacağını azaltmak kasdıyla yapıldığının kabulü gerektiği' belirtilmiştir. Bu durum, 'eklenecek değer' olarak kabul edilir ve devir sonucu elde edilen karşılığın (satış bedelinin) mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmaması, artık değere katılma alacağının talep edilmesine engel teşkil etmez. Dolayısıyla, bu taşınmazın 'eklenecek değer' olarak kabul edilip, tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden davacının artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekir. Bu karar, kötü niyetli devirlerin önüne geçmek ve eşlerin hakkaniyete uygun mal paylaşımı yapmasını sağlamak amacını taşır.