Boşanma davası kesinleştiği halde, davalı eşin malvarlığı üzerinde sonradan bir mahkeme kararıyla (örn. şufa hakkı gibi) edinilen bir taşınmazın mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmesinde 'edinme tarihi' nasıl belirlenir? Yargıtay'ın 'yenilik doğurucu karar' ve 'önceden doğmuş hakkın tespiti' ayrımını Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/9893 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282299

Boşanma davası kesinleşmekle mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer (MK m. 225/son). Dolayısıyla bu tarihten sonra edinilen mallar kural olarak mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmez. Ancak, bir taşınmazın boşanma sonrası mahkeme kararı ile davalı eş adına tescil edilmesi durumunda 'edinme tarihi'nin ne zaman kabul edileceği önem taşır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/18583 Esas, 2017/9893 Karar sayılı kararı, bu ayrımı netleştirmiştir. Karara göre, her ne kadar taşınmaz en son mahkeme kararı (örn. şufa hakkı davası) ile davalı eş adına tescil edilmiş olsa da, mahkemece verilen tapu iptal ve tescile ilişkin kararın **yenilik doğurucu (inşai) nitelikte olmadığı**, aksine 'önceden doğmuş mülkiyet hakkının belirlenmesi' niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla, taşınmazın tasfiyeye konu hissesinin davalı eş tarafından evlilik birliği içinde 'satış yoluyla' edinildiği tarih (örneğin 03.09.2004) mülkiyetin kazanıldığı tarih olarak kabul edilmelidir. Bu durumda, taşınmaz edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği için mal rejiminin tasfiyesine dahil edilerek katılma alacağı hesabında dikkate alınır. Bu karar, mahkeme kararının bir hakkı yeniden yaratmasından ziyade, var olan bir hakkı tespit etmesi durumunda, edinme tarihinin hakkın doğduğu fiili tarih olduğunu belirtir.