Boşanma sonrası mal paylaşımı davalarında, eşlerin ölümünden kaynaklanan haklar (katılma alacağı) ile miras payları arasındaki hukuki farklılıklar nelerdir? Bu iki hakkın aynı anda var olması durumunda, tasfiyelerin birlikte yapılıp yapılamayacağını ve mirasçıların borçtan sorumluluğunu Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/11919 Karar sayılı kararı bağlamında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282296

Eşlerden birinin ölümü halinde sağ kalan eşin 'katılma alacağı' veya 'katkı payı alacağı' ile miras hukukundan kaynaklanan 'miras payı' hakları arasında önemli hukuki farklılıklar bulunur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/11919 Karar sayılı kararı bu farklılıkları detaylandırmıştır. **Katılma alacağı** (veya katkı payı alacağı): Şahsi hak niteliğinde nisbi bir alacak hakkıdır, kanundan kaynaklanır (MK m. 236/1), ölen eşin terekesinin paylaşılmasının ön koşulu olarak ortaya çıkar ve terekenin öncelikle ve peşin ödenmesi gereken borçları arasındadır. Bu alacak, Aile Mahkemesi'nde tasfiye edilir. **Miras hakları**: Şahsi hak olmayıp, miras hukukundan kaynaklanan ayni bir haktır. Miras bırakanın ölümüyle açılır ve terekenin tasfiyesi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevidir (MK m. 658). Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (MK m. 641/1). Yargıtay, bu farklılıklar nedeniyle katılma rejiminin tasfiyesi ile terekenin tasfiyesinin birlikte yapılamayacağını belirtmiştir. Sağ kalan eş hem katılma alacağı nedeniyle tereke alacaklısı hem de mirasçı sıfatıyla tereke borçlusudur. Ancak, miras payının katılma alacağından doğrudan düşürülmesi, her iki hukuki alana hakim olan ilkelere aykırı düşer. Öncelikle katılma alacağı terekeden ödenmeli, sonra kalan net tereke mirasçılar arasında payları oranında paylaştırılmalıdır. Davacının terekeye olan borcu, terekenin tasfiyesi sırasında göz önünde bulundurulmalıdır.