Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesi ve HMK 324. maddesi arasındaki uyumsuzluk, yargılamada 'delil ikamesi için avans' kavramının yorumlanmasında ne gibi sorunlar yaratmaktadır? Bu sorunun giderilmesine yönelik Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (2017/641 K.) ve Dairelerin (örneğin 2021/4411 K.) benimsediği ilke nedir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesi, gider avansını 'her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler' olarak tanımlarken (m. 45/1), aynı Yönetmeliğin 45/4. ve 45/5. fıkraları 'delil avansı'nı ayrı bir kategori olarak düzenlemekte ve yatırılmaması halinde 'o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağını' belirtmektedir. Bu durum, Yönetmeliğin 45/1. fıkrası ile diğer fıkraları arasında bir uyumsuzluk yaratır, zira gider avansı tanımı içinde delil avansına ilişkin giderler de gösterilmiştir. Bu uyumsuzluk, uygulamada keşif ve bilirkişi ücretlerinin gider avansı mı, yoksa delil avansı mı olduğu konusunda karışıklığa ve dolayısıyla yanlış hukuki sonuçlara yol açabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/12-1141 Esas, 2017/641 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2020/8093 Esas, 2021/4411 Karar sayılı kararı, bu sorunu gidermek üzere HMK m. 324'ün öncelikle uygulanması gerektiği ilkesini benimsemiştir. Bu ilkeye göre, gider avansının, delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması; tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin ise 'delil avansı' olarak kabul edilmesi gerekir. Delil avansının yatırılmaması halinde dava usulden reddedilmez, ilgili taraf dayandığı delilden vazgeçmiş sayılır ve yargılamaya mevcut delillerle devam edilir. Bu yorum, yargılamaların gereksiz yere usulden reddini engellemeyi ve adil yargılamayı güvence altına almayı amaçlar.