Borçlunun 'haline münasip evi'nin haczedilemezliği (İİK m. 82/1-12) şikayetinde ispat külfeti kime aittir ve ispat nasıl sağlanır? Eğer ispat yükü üzerindeki taraf, gerekli delil avansını yatırmazsa hukuki sonuç ne olur? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/12880 Karar sayılı kararı bu konuda nasıl bir prensip benimsemiştir?
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun 'haline münasip' evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Bu tür haczedilmezlik şikayetinde **ispat külfeti borçluya aittir**. İspat ise genellikle mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile mümkündür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/465 Esas, 2016/12880 Karar sayılı kararı bu prensibi somutlaştırmıştır. Kararda, mahkemece keşif ve bilirkişi masrafları için borçlu tarafa iki haftalık kesin süre verildiği ve bu süre içerisinde bedelin yatırılmaması halinde dosyanın mevcut haliyle değerlendirileceği ihtar edildiği halde, borçlunun bedeli yatırmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, HMK'nın 324/2. maddesi uyarınca, mahkemece verilen kesin süre içerisinde istenen bedelin yatırılmaması halinde, tarafın talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının kabulü gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, borçlu delil avansını yatırmadığından, haline uygun meskeni olduğunu ispatlayamamış sayılır ve şikayetinin reddi gerekir. Bu karar, ispat yükünün ve delil avansı yatırma yükümlülüğünün önemini vurgulamaktadır.