Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davaları gibi kamu düzenini ilgilendiren işlerde, HMK'daki 'gider avansı' (HMK m. 120) ve 'delil ikamesi için avans' (HMK m. 324) hükümleri nasıl uygulanır? Bu tür davalarda hâkimin 're'sen araştırma' yetkisi ile avans yükümlülüğünün ilişkisini Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/19508 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti gibi kamu düzenini ilgilendiren davalar, 're'sen araştırma ilkesi'ne tabidir. Bu tür davalarda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı durumların önlenmesi için mahkeme, tarafların sunduğu kanıtlarla yetinmeyip, gerek duyduğunda kendiliğinden araştırma yaparak kanıt toplayabilir. HMK'nın 120. maddesindeki gider avansı, dava şartı niteliğinde olup, davanın açılması sırasında yatırılırken, HMK'nın 324. maddesindeki delil ikamesi avansı, belirli delillerin toplanması için yatırılır ve dava şartı değildir; yatırılmaması halinde o delilden vazgeçilmiş sayılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/15233 Esas, 2015/19508 Karar sayılı kararı, bu ayrımı ve kamu düzeni ilişkisini vurgulamıştır. Kararda, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasının kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla yürütülmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, davacıya gider avansı yatırması için kesin süre verilip yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesi hatalı bulunmuştur. Yargıtay, bu tür davalarda hâkimin re'sen araştırma yetkisi bulunduğundan, delil avansının yatırılmaması halinde davanın usulden reddi yerine (ki bu delil avansının sonucudur), masrafların Hazineden karşılanması (HMK m. 325) veya hâkimin kendi takdir yetkisiyle delil toplaması gerektiğine işaret etmiştir. Ayrıca, kararda, dava HUMK zamanında açıldığı için HMK 120'nin değil, sadece 324 ve 325. maddelerinin delil avansı yönünden uygulanabileceği ve kesin sürenin usulüne uygun ve açık olması gerektiği de belirtilmiştir. Bu karar, kamu düzenini ilgilendiren davalarda hâkimin daha aktif bir rol alması ve usuli eksikliklerin davanın esasına etkisinin sınırlandırılması gerektiğini gösterir.