HMK'nın 324. maddesinde düzenlenen 'delil ikamesi için avans' yükümlülüğü ve sonuçları, icra hukuku bağlamındaki şikayet davalarında nasıl uygulanır? Özellikle, imza itirazına dayalı davalarda ispat yükü ve delil avansının yatırılmamasının hukuki sonucu açısından Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/4697 Karar sayılı kararı üzerinden bir analiz yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282285

HMK'nın 324. maddesi, tarafların talep ettikleri delil için mahkemece belirlenen avansı kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğunu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde 'o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağını' öngörür. Bu hüküm, icra hukuku bağlamındaki şikayet davalarında da uygulanır. İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 170. maddesi uyarınca, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte imza itirazı halinde, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığını ispat külfeti senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/12082 Esas, 2017/4697 Karar sayılı kararı, bu durumu somutlaştırmıştır. Kararda, mahkemece imza itirazına yönelik bilirkişi incelemesi için borçluya (davalıya) kesin süre ile avans yatırması talimatı verilmesi ve bu süre içinde yatırılmaması üzerine itirazın reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Yargıtay, ispat yükünün alacaklıda olduğunu vurgulayarak, bilirkişi avansının alacaklı tarafından yatırılması yönünde işlem yapılması gerektiğini belirtmiştir. İspat yükü tersine çevrilerek alacaklı yerine borçlu tarafa kesin mehil verilmesi ve delil avansının yatırılmamasının hukuki sonucu olarak o delilden vazgeçilmiş sayılması gerektiği ilkesinin (HMK 324/2), ispat yükü ile bağlantılı olarak uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, delil avansının doğru tarafa yüklenmesi ve ispat yüküne uygun hareket edilmesi gerektiğini ortaya koyar.