Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katılma alacağının 'tereke borcu' niteliği taşımasının hukuki sonuçları nelerdir? Mirasçıların bu borçtan sorumluluğu ve sağ eşin hem alacaklı hem de mirasçı sıfatıyla borçlu olduğu durumlarda alacak hesabının nasıl yapıldığını Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/5782 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282284

Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katılma alacağı, ölen eşin terekesine ait bir borçtur. Bu borç, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gereken öncelikli bir alacak hakkıdır. Tereke borçlarından, mirasçılık sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak (MK m. 599/2) ve müteselsilen (MK m. 641) sorumludurlar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/5782 Esas, 2016/5782 Karar sayılı kararı bu durumu detaylandırmıştır. Karara göre, davacı sağ eş, hem katılma alacağı nedeniyle tereke alacaklısı hem de mirasçı sıfatıyla tereke borçlusu durumundadır; yani alacaklı ve borçlu sıfatı sağ eşte birleşmiştir. Bu durumda, hüküm altına alınan tereke borcundan davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Hesaplanan katılma alacağının bir bölümü için davacı aynı zamanda borçludur. Örneğin, hesaplanan katılma alacağının 1/2 oranındaki bölümü için davacı sağ eş de borçludur. Yargıtay, bu durumda katılma alacağının tamamına hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının kendi miras payına isabet eden borç miktarının alacaktan düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, miras hukukunun karmaşık yapısı ve mal rejiminin tasfiyesinin öncelikli bir borç olarak ele alınmasının önemini gösterir.