Boşanma davalarında tarafların kusuruna ilişkin vakıaların 'affedilmiş' veya 'hoşgörü ile karşılanmış' sayılmasının hukuki sonuçları nelerdir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/7219 Karar sayılı kararını dikkate alarak, fiziksel veya sözel şiddet vakıalarının affedilme/hoşgörü ile karşılanma durumunu ve bunun kusur belirlemesi üzerindeki etkisini tartışınız.
Boşanma davalarında tarafların kusurlu davranışları, eğer diğer eş tarafından 'affedilmiş' veya 'hoşgörü ile karşılanmış' ise, artık o davranış boşanma sebebi olarak ileri sürülemez ve kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Af veya hoşgörü, tarafların bir arada yaşamaya devam etmesi, barışma çabaları veya kusurlu davranışın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen ilişkiyi sürdürme gibi davranışlarla ortaya çıkabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/2136 Esas, 2018/7219 Karar sayılı kararı bu prensibi net bir şekilde ortaya koymuştur. Kararda, mahkemece tarafların karşılıklı olarak birbirlerine fiziksel ve sözel şiddet uyguladıkları gerekçesiyle davacı-davalı erkeğin boşanma davası kabul edilmişse de, Yargıtay tarafların bu eylemlerden sonra bir arada yaşamaya devam ettikleri, davacı-davalı erkeğin kadının bu davranışlarını affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamış olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle, bu vakıaların davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve boşanma davasının reddi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, aile birliğinin korunması ve tarafların ortak hayatı sürdürme iradesinin önemini vurgular. Hukuki süreçte, bir eylemin affedilip affedilmediği, somut olayın koşulları, tarafların davranışları ve evlilik birliğinin sürdürülmesine yönelik tutumları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.