Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 119. maddesinde yer alan 'kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' (TCK m. 119/1-e) nitelikli halinin uygulanma koşulları nelerdir? Bu nitelikli halin, kamu görevlisinin işlediği suçlara özgü bir ağırlatıcı neden olmasının temel amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282277

TCK'nın 119/1-e maddesinde yer alan 'kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' işlenmesi nitelikli hali, maddede sayılan suçlar (eğitim/öğretim engelleme, kamu kurumu faaliyetlerini engelleme, siyasi hakları engelleme, inanç/düşünce/kanaat hürriyetini engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali, iş/çalışma hürriyetinin ihlali) bakımından cezanın bir kat artırılmasını gerektiren bir durumdur. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, failin bir kamu görevlisi olması ve işlediği suçun kamu görevinin kendisine sağladığı 'nüfuzu' (etkiyi, yetkiyi) kötüye kullanarak işlenmesi gerekir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'söz konusu suçların işlenmesi bakımından kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması, bir kolaylık sağlamaktadır.' Bu, kamu görevlisinin sahip olduğu yetkinin, halk nezdindeki saygınlığının veya mevzuatın kendisine tanıdığı avantajların suç işleme aracı olarak kullanılması anlamına gelir. Temel amacı, kamu güvenliğini ve kamu hizmetine olan inancı korumaktır. Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak suç işlemek, sıradan bir vatandaşa göre daha kolay ve daha etkili olabilir, bu da mağdurda daha yoğun bir korku veya baskı yaratabilir. Bu nedenle kanun koyucu, bu durumu özel bir ağırlatıcı neden olarak görmüştür. Örneğin, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/9881 Karar sayılı kararı, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun failinin herkes olabileceğini belirtmekle birlikte, TCK 119/1-c maddesi uyarınca kamu görevlisi tarafından ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi halinde cezanın artırılacağını vurgulamıştır.