İcra takibine yapılan itirazın iptali davalarında, hâkimin 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m. 26) ne şekilde uygulanır? Özellikle, takip dayanağı faturaların dışında kalan alacaklar bakımından bu ilkenin sınırı nedir? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1128 Karar sayılı kararı üzerinden bu hususu tartışınız.
İcra takibine yapılan itirazın iptali davaları, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Dolayısıyla, hâkimin HMK m. 26'da düzenlenen 'taleple bağlılık ilkesi' bu davalarda sıkı bir şekilde uygulanır. Esas olan, takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılıktır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4260 Esas, 2017/1128 Karar sayılı kararı bu prensibi açıkça ortaya koymuştur. Kararda, davacının icra takibini belirli faturalara dayandırmasına rağmen, mahkemece bu faturaların dışında bir inceleme yapılarak ve mahallinde keşif yapılmaksızın bilirkişi raporuyla farklı bir alacak tespit edilmesi HMK m. 26'ya aykırı bulunmuştur. Karar, takip ve dava konusu olmayan faturanın bu davada dikkate alınamayacağını, hâkimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereği olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, karşı davada borçlunun talebinin 'fazla ödemenin istirdadı' olmasına rağmen mahkemenin 'eksik ve kusurlu işler bedeli'ne hükmetmesi de taleple bağlılık ilkesine aykırı görülmüştür. Bu durum, itirazın iptali davalarında hâkimin, icra takibinin dayanağı olan alacak ve sebebin dışına çıkamayacağını göstermektedir.