Katkı payı alacağı davalarında, eşlerin kooperatif hissesi satışı gibi kişisel mal kaynaklarının diğer eş adına alınan taşınmaza katkı olarak kabul edilmesinde ispat yükü ve fiili karine nasıl işler? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/879 Karar sayılı kararını dikkate alarak bu durumu değerlendiriniz.
Katkı payı alacağı davalarında (özellikle 743 sayılı eski Medeni Kanun dönemine ilişkin olanlarda), bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesine katkı yaptığının kanıtlanması halinde bu katkıyı isteyebileceği kabul edilmiştir. İspat yükü kural olarak iddiasını ileri süren tarafa düşer. Ancak eşler arasında cereyan eden olaylarda, ispatın zorluğu nedeniyle bazı 'fiili karineler' devreye girebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/22-1060 Esas, 2013/879 Karar sayılı kararı, bu durumu detaylandırmıştır. Kararda, davacı-davalı kadının kendisine ait kooperatif hissesini satarak elde ettiği bedel ile koca adına kayıtlı bağımsız bölümlerin edinilmesine katkıda bulunduğunu iddia ettiği olayda, kadının kooperatif hissesini satma ve kocanın taşınmazları edinme tarihlerinin örtüşmesinin, katkı iddiasını tarihsel olarak doğruladığı belirtilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 'olağan hayat deneyimlerine göre kadının kooperatif hissesinin satışından elde ettiği geliriyle koca adına alınan bağımsız bölümlerin edinilmesine katkıda bulunduğunun kabulü gerektiği' şeklinde bir fiili karineye varmıştır. Bu karineye göre, o dönemde evin geçim yükümlülüğünün kocaya ait olması (743 S. TKM m. 152) ve kadının katkısının olağanüstü bir durum olmaması halinde, ispat yükü bu olağan durumun aksini (gelirin başka şekilde kullanıldığını) iddia eden davalı kocaya düşmektedir. Yani, ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana kayar. Bu durum, yargılamada 'dürüstlük kuralı' ve 'gerçeğe uygun beyan' ilkeleriyle de bağlantılıdır.