Boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, tapu iptali ve tescil talepleri ile katılma alacağı taleplerinin görevli mahkeme açısından durumu nedir? Yargıtay'ın bu konuda nasıl bir yaklaşım sergilediğini ve iki farklı davanın aynı taşınmaz üzerinde açılması halinde izlenecek usulü Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/9185 Karar sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282269

Boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar ve bu kapsamda doğan katılma alacağı veya değer artış payı alacağı talepleri, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemelerinin görev alanına girer. Ancak, taşınmazın tapu kaydının muvazaalı işlemler nedeniyle iptali ve tescili gibi şahsi hakka dayalı talepler, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi kapsamında genel mahkemelerin (Asliye Hukuk Mahkemeleri) görevindedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/9185 Karar sayılı kararı bu ayrımı netleştirmiştir. Karara göre, bir taşınmaz hakkında hem mal rejiminin tasfiyesine dayalı tapu iptali ve tescil davası hem de muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılması halinde, görevli mahkemeler farklıdır. Mahkemece yapılması gereken, mal rejiminin tasfiyesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının tefrik edilerek görevli Aile Mahkemesine gönderilmesi, diğer muvazaa nedeniyle tapu iptali davası için ise Aile Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılmasıdır. Eğer Aile Mahkemesince davacının bir alacağı olduğu tespit edilirse, genel mahkeme TBK m. 19 gereğince iptal edilebilirliğini değerlendirir ve iptale tabi olması halinde, İcra İflas Kanunu'nun 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verir. Bu durum, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olması ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiğini gösterir.