Türk Ceza Kanunu'nun 30/1. maddesindeki 'Suçun maddi unsurlarında hata' ve 'tersine unsur yanılgısı' kavramlarını açıklayınız. Bu iki durumun failin cezai sorumluluğuna etkileri nelerdir? 'İşlenemez suç' kavramıyla ilişkisini bir örnekle izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282268

TCK m. 30/1'de düzenlenen 'Suçun maddi unsurlarında hata', fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimsenin kasten hareket etmiş sayılmamasını ifade eder. Bu durumda failin kastı kalkar ve kural olarak cezalandırılmaz (taksirli sorumluluk hali saklıdır). Örneğin, kendi ceketi sanarak başkasının ceketini alan kişi. 'Tersine unsur yanılgısı' ise, failin bir haksızlık işlemek niyetiyle hareket etmesine rağmen, gerçekte haksızlığa yol açmaması şeklinde tezahür eder. Bu, doktrinde 'işlenemez suç' (attempta inidonesia) kavramıyla ilişkilidir. İşlenemez suç, fiilin başlangıcı ve devamı itibarıyla suçun maddi unsurunun oluşmasına imkan olmaması durumunda meydana gelir. Örneğin, kişinin masa üzerinde ters duran telefonlardan birini çalmak amacıyla hareket ettiği halde, kendi telefonunu alması. Burada failin hırsızlık kastı olmasına rağmen, suçun konusu (başkasına ait mal) gerçekleşmediği için suç tamamlanamaz ve cezalandırılmaz. Barandoğan'ın makalesinde de belirtildiği üzere, bu tür olaylarda failin tutumu ahlaka aykırı olsa da, somut olarak bir haksızlık meydana gelmediğinden, faili cezalandırmak mümkün olmaz. TCK 30/1, failin suç işleme kastı bulunmadığında taksirli sorumluluğu da kapsayabilir, ancak sadece kanunda taksirli hali öngörülen suçlar için geçerlidir.