Medeni Kanun'daki mal paylaşımı hükümleri, eşlerin edindiği şirket hisseleri ve bu hisselerden elde edilen gelirler üzerinde nasıl uygulanır? Özellikle, kişisel mal niteliğindeki bir şirketin gelirlerinin 'edinilmiş mal' olarak kabul edilmesinin hukuki dayanağını ve bu gelirlerin tasfiyede nasıl değerlendirilmesi gerektiğini Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/13500 Karar sayılı kararı çerçevesinde açıklayınız.
Medeni Kanun'a göre mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri, o eşin kişisel malıdır (MK m. 220/2). Bir eşin evlilik öncesinde kurulmuş bir şirketteki hisseleri de kural olarak kişisel mal niteliğindedir ve bu şirketin kendisi doğrudan mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmez. Ancak, aksi mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırılmadıkça, kişisel malların gelirleri 'edinilmiş mal' sayılır (MK m. 219/4 ve 221/2). Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/1007 Esas, 2016/13500 Karar sayılı kararı bu ilkeyi detaylandırmıştır. Karara göre, kişisel mal niteliğindeki şirketin kendisi üzerinde katılma alacağı hakkı bulunmasa da, şirketin 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar elde ettiği 'kar payları' (temettü/kazançlar) edinilmiş mal niteliğindedir. Mahkemece yapılması gereken, şirketin bu dönemde kar edip etmediğinin, kar edilmişse eşe kar payı ödenip ödenmediğinin, ödenmişse bu kar payının mevcut olup olmadığının veya herhangi bir yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediğinin araştırılmasıdır. Eğer kar payı ödenmiş veya şirkete yatırım olarak kullanılmışsa, bu miktarların mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla ulaştığı reel değer belirlenerek mal rejiminin tasfiyesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Bu, kişisel malın kendisi üzerindeki artışın değil, kişisel maldan elde edilen gelirin edinilmiş mal olarak kabul edilip tasfiyeye dahil edildiği anlamına gelir.