Evlilik birliği içerisinde edinilen bir taşınmazın, bedelinin tamamı veya önemli bir kısmının bir eş tarafından karşılanarak diğer eş adına tescil edilmesi durumunda, bu işlemin hukuki niteliği 'gizli bağış' olarak mı kabul edilir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 'güven esası' ve 'bağış iradesinin' somut olaydaki önemi açısından Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/6513 Karar sayılı kararı özelinde irdeleyiniz.
Yargıtay'a göre, evlilik birliği içerisinde edinilen bir taşınmazın bedelinin tamamının ya da önemli bir kısmının bir eş tarafından karşılanarak diğer eş adına tescil edilmesi işlemi, duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık bir bağış iradesi ortaya konulmadıkça 'gizli bağış' olarak kabul edilemez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/6513 Esas, 2016/6513 Karar sayılı kararı bu durumu netleştirmiştir. Kararda, mal rejiminin tasfiyesine konu taşınmazın bedelinin eşlerden biri tarafından karşılanarak diğer eş adına tescil edilmesinin tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Çünkü eşler arasındaki karşılıklı güven ve sadakat, örf ve adetler, aile bütünlüğü ve olağan yaşam koşulları gereği, eşlerin birlikte yatırım yapmaları ve malları eşlerden birinin adına tescil ettirmeleri mümkündür. Bu durum, bağış iradesi ve kastının olduğu anlamına gelmez. Eğer açıkça bir bağış iradesi ortaya konulmamışsa, taşınmazın edinilmiş mal niteliğinde olduğu kabul edilerek katılma alacağı talebinin değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/633 Karar sayılı kararı da benzer şekilde, 'bağış iradesini ortaya koyduğu kabul edilebilecek herhangi bir ifade veya açıklama dosya arasında bulunmadığı' sürece, bir eşin diğerine malvarlığı aktarımının bağış olarak yorumlanamayacağını ve bunun edinilmiş mal tasfiyesine engel olmadığını vurgulamıştır.