Dava konusu bir taşınmazın, evlilik birliği içinde eşlerden birinin anne veya babasından 'satış' yoluyla devralınması durumunda, mal paylaşımı açısından hukuki niteliği ne olacaktır? Yargıtay'ın 'fiili karine' olarak kabul ettiği yaklaşımı ve bu karinenin aksini ispat yükümlülüğünü Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/369 Karar sayılı kararı bağlamında açıklayınız.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, evlilik birliği içinde eşlerden birine anne veya babasından 'satış' yoluyla devredilen mallar, kural olarak 'bağış' olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, hayatın olağan akışına göre oluşan bir 'fiili karine'dir. Bu fiili karineye göre, eşin anne veya babasından edindiği malın, gerçekte bir satış işlemi değil, karşılıksız bir kazandırma olan bağış niteliğinde olduğu kabul edilir. Bağış yoluyla edinilen mallar ise Medeni Kanun'a göre kişisel mal niteliğindedir (MK m. 220/2) ve mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/369 Karar sayılı kararı bu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur. Kararda, davalının babasından satın alma yoluyla devraldığı büro niteliğindeki taşınmazın bağış olarak kabul edilmesi gerektiği, bu fiili karinenin aksini (yani gerçek anlamda bir satış olduğunu) ispat yükünün ise davacı tarafta olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafın, satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları veya diğer güçlü ve inandırıcı delillerle iddiasını ispatlaması gerekir. Aksi takdirde, mahkemece taşınmazın kişisel mal olduğu kabul edilerek tasfiyeye dahil edilemeyeceği sonucuna varılır.