Borçlar Kanunu'nun (BK) 146. maddesinde yer alan genel zamanaşımı süresinin, Medeni Kanun'daki mal paylaşımı davalarına uygulanması Yargıtay içtihatlarında nasıl bir evrim geçirmiştir? Özellikle katılma alacağı ve değer artış payı davaları için başlangıçta öngörülen kısa zamanaşımı sürelerinin neden terk edildiğini açıklayınız. İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına atıfta bulununuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282254

Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi (eski BK m. 125), kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler. Medeni Kanun'daki mal paylaşımı davalarında, özellikle 01.01.2002 sonrası edinilmiş mallara ilişkin katılma alacağı ve değer artış payı alacağı davaları için başlangıçta Yargıtay'ın bazı kararlarında TMK m. 178'de yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmakta idi. Ancak bu durum, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarihli ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı ilamıyla kökten değişmiştir. Bu kararda, katılma alacağının niteliği itibarıyla bir alacak hakkı olduğu ve Türk Medeni Kanunu'nda buna ilişkin özel bir zamanaşımı hükmü bulunmadığı gerekçesiyle, TMK m. 5 yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki genel 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu kararla birlikte Yargıtay Daireleri de bu görüşü benimsemiş ve katılma alacağı ile değer artış payı alacağı davalarında da 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaya başlanmıştır. Bu evrim, mal paylaşımı davalarındaki alacak haklarının hukuki niteliği ve kanunların sistematik yorumu açısından önemli bir dönüm noktasını teşkil etmiştir.