HMK'nın 324. maddesi uyarınca belirlenen 'delil avansı'nın yatırılmamasının hukuki sonucu, yargılamanın usulden reddi midir? Bu hususta Yargıtay'ın genel yaklaşımını ve bunun istisnalarını açıklayınız. Özellikle, kamu düzenini ilgilendiren davalar bakımından farklı bir değerlendirme yapılıp yapılmadığını belirtiniz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/12243 Karar sayılı kararı bu bağlamda nasıl bir örnek teşkil etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282252

Hayır, HMK m. 324 uyarınca belirlenen delil avansının yatırılmamasının hukuki sonucu, kural olarak davanın usulden reddi değildir. HMK m. 324/2 açıkça, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağını hükme bağlamıştır. Bu durumda mahkeme, o delil dikkate alınmaksızın mevcut diğer delillere göre karar verir. Bu, HMK m. 114/1-g'de düzenlenen ve yatırılmaması halinde davanın usulden reddini gerektiren 'gider avansı'ndan temel bir farktır. Yargıtay'ın genel yaklaşımı bu yöndedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/17006 Esas, 2020/12243 Karar sayılı kararı, bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymuştur. Kararda, bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken avansın delil avansı niteliğinde olduğu ve yatırılmaması halinde ilgili tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davanın usulden reddinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Ancak, istisnai olarak HMK m. 324/3 ve 325. maddelerinde, 'Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler' (yani kamu düzenini ilgilendiren davalar) hakkında özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu tür davalarda (örneğin velayet davaları, sigortalılık tespiti davaları gibi), hâkimin re'sen araştırma ilkesi gereği delil avansı yatırılmasa dahi masrafların Hazineden karşılanması veya hâkimin kendiliğinden delil toplaması gerekebilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/19508 Karar sayılı kararı, sigortalılık tespiti davasının kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve re'sen araştırma yapılması gerektiğini vurgulamıştır.